|
1453'te İstanbul'un fethinden sonra Maltepe'nin
adına önemli tarihsel olaylarda sık sık
rastlanmaktadır. Bunun nedeni Bağdat yolu
üzerinde bulunan Maltepe'nin Üsküdar'dan sonra
Osmanlı ordusunun konakladığı ikinci durak
olmasıdır. Anadolu'ya ya da Anadolu'nun doğusuna
ve güneyine doğru sefere çıkan Osmanlı
padişahları Üsküdar yoluyla Maltepe'ye gelmekte,
ordugah burada kurulmaktadır.
İsmail Hami Danişmend, Fatih Sultan Mehmet'in 3
Mayıs 1481'de ölümünü anlatırken, 300 bin
kişilik ordusunun başında 27 Nisan günü
İstanbul'dan Üsküdar'a geçen padişahın
Üsküdar'da hastalandığını, burada bir kaç gün
kaldıktan sonra yeniden yola çıktığını ve
"Üsküdar'la Gebze arasında Tekfur Çayırı ve
Sultan Çayırı isimleriyle anılan Hünkar Çayırı
mevkiine tekrar hastalanıp Allanma kavuş'tuğunu
söyler. Danişmend'e göre "Bazı Osmanlı
menbalarmda Üsküdar'la Gebze arasındaki Hünkar
Çayırı'nın Maltepe'de olduğundan
bahsedilmektedir." (İzahlı Osmanlı Tarihi
Kronolojisi,c,l,s,350)
Bu kaynaklardan biri Evliya Çelebi'dir. Evliya
Çelebi Seyahatname adlı ünlü eserinin birinci
cildinde Fatih'in Maltepe yakınlarında öldüğünü
söyler. Padişahın hastalığı Üsküdar'da ortaya
çıktığına ve Fatih tam iyileşmeden yola
çıktığına göre daha ikinci konakta durulmuş
olmalıdır. Ayrıca Tekfur Çayırı, Sultan ya da
Hünkar Çayırı denilen yer de Matrakçı Nasuh'un
Osmanlı ordusunun konaklarını anlattığı eseri
Menazil-i Sefer-i Irakeyn'de belirttiği üzere
Maltepe ile Gebze'ye eşit uzaklıkta bir yerdir.
Kısacası Maltepe ile Gebze arasındaki uzaklığın
tam ortasındadır. Nitekim Osmanlı dönemi XVI.
yüzyıl bilginlerinden Katip Çelebi de Cihannüma
adlı ünlü Coğrafya kitabında Maltepe'yi şöyle
tanımlar: "Maltepe, Üsküdar'dan bir konak
doğudadır. İzmit Körfezi kuzey kıyılarında
Tuzla'ya kadar uzanır. Bazı kişiler adından
dolayı burada gömü bulmak sevdasıyla bazı
yerİerini kazmışlardır."
Sonraki yıllarda da Maltepe askeri konak yeri
olarak önemini korumuştur. II.Bayezit'ın oğlu
Şehzade Ahmet, babasının çağrısı üzerine tahta
çıkmak için Maltepe'ye gelmiş (Ağustos 1511),
ama kendisini istemeyen yeniçerilerin
İstanbul'da ayaklanması ve Üsküdar yolunun
kesilmesi üzerine geri dönmek zorunda kalmıştır.
Şah İsmail'e karşı İran seferine çıkan Yavuz
Selim de Yeniçerilerle Üsküdar'a geçer ve 23
Nisan 1514'te Maltepe'de toplanmış bulunan
ordunun komutasını alır. Bu sefere katılan
Haydar Çelebi Ruzname (Günlük) adlı eserinde bu
olayla ilgili şu notu düşer: "23 Nisan 1514
Pazar. Maltepe konağına.Bu konakta beylerbeyi
Mustafa Paşa azledildi, yerine Bosna beyi Sinan
Bey (Paşa) beylerbeyi oldu."
Maltepe konağı üzerine en somut bilgiyi Matrakçı
Nasuh'un 1537'de yazdığı Beyan-ı Menazil-i
Sefer-i Irakeyn (İran Seferi menzillerinin
Beyanı) adlı eserinde buluruz. Matrakçı bu
kitabında yedi iklime ayırdığı konaklar hakkında
genel bilgiler vermekle yetinmemiş, her kaynağın
bir' de minyatürünü yapmıştır. Matrakçı'nın
kitabına güre 10 Haziran 1534'te Iran seferine
çıkan Kanuni Sultan Süleyman Üsküdar'dan sonra
14 Haziran 1534'te Maltepe de konaklamış'tır.
Matrakçı'nm Maltepe'yi resmettiği minyatürde
Maltepe'nin doğal yapısı belirgin biçimide
görülür: İki derenin kestiği tepelik bir
arazi.Tepeler yığmatepe niteliğindedir. Geride,
ikinci derenin çıktığı tepenin üstüne dağ
oturtulmuştur. (Bu, Başıbüyük tepesi olabilir.)
Kanuni Sultan Süleyman'ın 1548'deki ikinci İran
seferine de katılan Matrakçı Nasuh, 31 Mart
1548'de ordunun konakladığı Maltepe hakkında bu
kez açıklayıcı kısa bilgiler vermektedir.
Matrakçı'ya göre Maltepe konağı 12 mil
uzaklıktadır. Ayrıca şu notu düşer Matrakçı:
"Mezkur konağa varınca yolda köprüden geçilür.
Arpanın kilesi onara alındı.
Söz konusu 12 mil, Üsküdar ile Maltepe
arasındaki uzaklık olmalıdır. Geçilen köprü ise
Bostancı Çamaşır deresi üzerindeki Kasaplar
Çarşısı'na geçilen tarihi köprüdür. ıV.Murat'ın
Bağdat seferinin anlatıldığı yazarı bilinmeyen
bir Menzilname'de de Maltepe'ye ilişkin başka
bilgilerle karşılaşıyoruz. Padişahın, ordusuyla
konakladığı menzilleri sırasıyla kaydeden yazar
8 Mayıs 1638'de Üsküdar'dan asker-i islamla
kalkılıp Bağdat'a doğru hareket edildiğini
belirttikten sonra ikinci konak yeri Maltepe'den
şöyle söz eder:
"Menzil-i Maltepe, der yevmü's-sebt (cumartesi).
Saat 3.Üsküdar'dan Maltepe'ye gelince üç saatlik
mesafedür, sahil-i bahrde (deniz kıyısında) bir
latif (hoş) mahalle (yere) nüzul olındı
(konaklandı) taıykı (yolu) düzdür." (Türk Tarih
Kurumu, Belgeler, c.II, s.3-4)
Yine Osmanlılar döneminde Maltepe bir de savaşa
konu olmuştur. Naima tarihinde ayrıntılı olarak
anlatıldığına göre IV.Mehmet'in tahtta bulunduğu
sırada bastırılan bir sipahi isyanının ardından
İstanbul'da öldürülen arkadaşlarının öcünü almak
isteyen Gürcü Abdünnebi adlı bir sipahi
çevresine topladığı adamlarla Niğde'den
İstanbul'a yürümüş, üzerine gönderilen öncü
kuvvetleri bozguna uğratarak Maltepe'ye kadar
gelmiştir. Sadrazamın komutasındaki
yeniçerilerle Gürcü Abdünnebi'nin başıbozuk
adamları Maltepe'de çarpışmış, Abdünnebi savaş
sonuçlanmadan Gebze'ye çekilince isyancılar
dağıtılmıştır. (Eylül 1648). Kaçmaya başaran
Abdünnebi ise daha sonra Kırşehri'nde yakalanıp
öldürülmüştür. |